Aphrodite Tapınağı ve Kilise


Aphrodite Tapınağı’ndan günümüze kalanlar, aslında Geç Antik Çağ’da dönüştürülmüş olduğu kilise yapısıdır. Hem Tapınak hem Kilise, planları ayrıntılı olarak ayrı ayrı anlaşılabilen muhteşem anıtlardır.

Aphrodite Kutsal Alanı, toplumun kalbini oluşturur ve odak noktası, geleneksel Yunan stilinde sütunlarla çevrili ve tümüyle mermerden yapılma bir tapınaktır. Tapınak tanrıçanın evidir ve içinde tanrıçanın kült heykelini barındırır. Mimar Hermogenes’in Hellenistik stilinde bir İon tapınağı olan yapı, teknik açıdan pseudodipteros planlı, octostyle ve pycnostyle’dir. Yani tapınak odası (cella) geniş bir stoa (pseudodipteros) ile çevrilidir; ön cephesi sekiz sütunludur (octostyle) ve sütunları birbirine yakın dizilmiştir (pycnostyle). Uzun kenarlarda on üç sütun yer alır. Dış kenar ölçüsü 8.5 X 31 m’dir.

Tapınağın kronolojisi yazıtlarla kesinleşmiştir. C. Julius Zolios’un adına, kapı lentosuna yazılmış bir ithaf yazıtı ile M.Ö. 30’lara tarihlenen ilk evre, muhtemelen sütunlu bir ön avlu ile cella bölümünü içerir. Bunun etrafındaki dış sütunlar ise üzerlerinde bulunan bağışçı yazıtları sayesinde M.S. 1. yüzyıla tarihlenmiştir. M.S. 2. yüzyılda tapınağın etrafı gösterişli bir sütunlu avlu ile kapatılmıştır. Doğu kenar iki katlı, sütunlu bir cephe ile; kuzey, batı ve güney kenarlar ise portikolarla çevrilmiştir. Tapınağın altında yapılan sondaj çalışmalarında arkaik dönem seramikleri ve farklı bir doğrultuda inşa edilmiş daha erken yapılar bulunmuştur. Bunların arasında büyük bir Hellenistik dönem çakıl mozaik parçası da ele geçmiştir ancak Roma tapınağının öncülü olabilecek bir buluntuya rastlanmamıştır.

Tapınak, M.S. 500 civarında kiliseye dönüştürülmüştür. Bu özenli, detaylı ve ekonomik dönüşüm, aynı zamanda muazzam bir girişimdir. Tam anlamıyla ters yüz edilen tapınağın içi dışına çıkarılmıştır. Yan sütunlar iç nefleri oluşturmak üzere yerinde bırakılırken, uçtaki sütunların yerleri, nefi doğu ve batı yönünde uzatmak amacıyla değiştirilmiştir. Cella duvarları yıkılıp sütunların dışına tekrar örülmüştür. Böylece kilisenin günümüze kadar kısmen ayakta kalan etkileyici dış duvarları oluşturulmuştur. Giriş batıya alınmış ve doğu ucuna bir apsis inşa edilmiştir. Son olarak kutsal alanı çevreleyen portikoların mimari elemanları narteksi ve ön avluyu oluşturmak üzere yeniden kullanılmıştır. Böylece Aphrodite Tapınağı, bazilika planlı bir kilise olan Aziz Michael Katedraline dönüştürülmüş ve yerine yapıldığı sütunlu pagan tapınağından çok daha büyük bir hale gelmiştir (28 X 60 m). Bu değişimin gerçekleştirilme şekli, bilinen tapınaktan kiliseye dönüştürme işlemleri arasında eşsizdir. Kilise M.S. 1200’lerde Aphrodisias civarındaki bölgenin Selçuklularca fethedilmesine dek kullanımda kalmıştır.

Tapınak-Kilise Ortaçağdan beri mevcut durumunu müthiş biçimde koruyarak ayakta kalmayı başarmıştır. Yapı, yangınla büyük hasar görmüştür ve masif ahşap çatı kalaslarının yanmasıyla oluşan yüksek ısı nef sütunlarının iç yüzlerini fena halde çatlatmış ancak yıkamamıştır. On dört adet sütun, dış duvarların büyük kısmı ve apsis hala ayaktadır. Sütunların üzerindeki konumlarını koruyan bazı arşitravlar depremler sebebiyle yerlerinden kaymıştır.

Aphrodite Tapınağı (gri ile belirtilmiş) ve geç dönem kilisesinin birleşik planı

 

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı New York Üniversitesi Oxford Üniversitesi

İşbirliğiyle


 

Telif Hakkı © 2017 Aphrodisias Kazı Projesi

Tüm içerikler Aphrodisias Kazı Projesine aittir ve yazılı kaynakça gösterilmeden kullanılamaz. Görsellerle ilgili soru ve istekleriniz için: aphrodisias@classics.ox.ac.uk

University of Oxford
Ioannou Centre for Classical & Byzantine Studies
66, St. Giles', Oxford. OX1 3LU

 

Sevgi Gönül Salonu, 2008